Şirk Tehlikesi - Putlara tapanlar - www.cennet-kapisi.net  
Anasayfa - Gayemiz - Anket - Ziyaretçi Defteri - İletişim    
Allahümme Salli ve Sellim âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âli Seyyidina Muhammed Surelerin, Ayetlerin ve Dualarin Fazileti

Muazzam Bilgiler YouTube Kanala Abone ol



BIR NISAN SAKASI VE

MÜSLÜMANLARIN KATLIAMI IZLE




Oy icin Tiklayin!

  1. En Büyük İftira Şirk
  2. Şirk Nedir?
  3. Şirkin çıkış noktası: "Benlik verme"
  4. Şirk koşanların geçersiz mazeretleri
  5. Kuran'da Müşrikler Kaç Sınıfa Ayrılır?
  6. Güç sahibi gördükleri kişileri sahte ilah edinenler
  7. Putlara tapanlar
  8. Cinlere tapanlar
  9. Hevasını akılsızca ilah edinenler
  10. Akılsızca kendilerini ilahlaştıranlar
  11. Allah Adına, Din Adına Şirk Koşanlar
  12. Sosyal bir sınıf olarak müşrikler
  13. Müşriklerin Özellikleri
  1. Şirkin İki Temel Sebebi
  2. Şirk Tehlikesi - Cehalet
  3. Şirk Tehlikesi - Samimiyetsizlik
  4. Şirke Yol Açan Tehlikeli Bir Tavır: "Duygusallık"
  5. Şirk Tehlikesi - Sevgi
  6. Şirk Tehlikesi - Korku
  7. Yardım bekleme ve güvenme duygusu
  8. Minnettarlık duygusu
  9. Şirkin En Tehlikeli Çeşidi: Gizli Şirk
  10. Herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu unutmamak
  11. Biraz şirk biraz iman mantığı sapkınlıktır
  12. Şirk Tehlikesi - Putları Kırmak
  13. Şirk Tehlikesi - Film

Şirk Tehlikesi - Putlara tapanlar - www.cennet-kapisi.net

Allah'a şirk koşulan canlı veya cansız herşeyin "put" olarak isimlendirilebileceğini önceki bölümlerde ifade etmiştik. Fakat bu bölümde "put" kelimesini en klasik anlamda, yani taş, metal, tahta gibi maddelerden şekil ve suret verilerek yapılan heykeller için kullanacağız. İlk bakışta insan, bu tür putlara tapınmanın eski toplumların ya da günümüzde bilim ve teknolojinin ulaşmadığı bazı ilkel totemci kabilelerin adeti olduğu hissine kapılabilir. Ancak bu olayı göründüğü kadar basite indirgemek doğru değildir. Çünkü bu tür bir şirkin özünde bu heykellerin temsil ettikleri kavramlar yatar. Bu nedenle, puta tapanlar genelde bu putların bizzat kendilerinden ziyade, onların çağrıştırdıkları kavramı benimserler. Bu şekilde, yol gösterici, hüküm koyucu, koruyucu, kurtarıcı olarak Allah'a ortak koştukları varlıkları, kendi akıllarınca yonttukları heykellerde ölümsüzleştirmeye çalışırlar. Sonuçta putları yontmanın temelinde bu çarpık bir mantık yatar.

Yontulan putlar aslında şirk koşulan varlığı ya da kavramı temsil ederler. Bu nedenle aslıyla aynı saygı ve hürmete tabi tutulurlar. Gerçekte şirk koşulan ise bunların temsil ettikleri mana ve zihniyettir. Kuran'da, Hz. İbrahim'in müşrik kavminin de benzer şekilde temsili heykeller yontarak bunlara taptıkları şöyle haber verilir:

Hani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizin, karşılarında bel büküp eğilmekte olduğunuz bu temsili heykeller nedir? "Biz atalarımızı bunlara tapıyor bulduk" dediler.
(Enbiya Suresi, 52-53)

Ayetlerden anlaşıldığı gibi bu tür tapınmalar insanlara atalarından miras kalmaktadır. Dolayısıyla puta tapmak, gerçekte ne kadar mantıksız bir hareket olsa da, çocukluktan itibaren alınan telkinler sonucunda en modern toplumlarda bile yadırganmayacak sosyal bir davranış biçimi haline gelebilmektedir.

Yontulan putların bir özelliği de zamanla bunların, temsil ettikleri kavramla aynı vasıfta tutulmaya başlanmasıdır. Örneğin pek çok Doğu Asya ülkesinde başlangıçta Buda'nın şahsı haksız yere ilahlaştırılmıştır. (Allah'ı tenzih ederiz) Daha sonra kendisini temsilen heykelleri yapılarak hatırası ve düşünce sistemi korunmaya çalışılmıştır. Bugün ise bizzat bu heykeller sahte ilahlar haline getirilmiş ve insanların tapındıkları, hürmet ettikleri, dua ettikleri, yardım istedikleri putlar olmuşlardır. Dünyanın pek çok yerinde benzer mantıkta çeşitli puta tapınma şekilleri mevcuttur.

Tarihi kayıtlarda, Kuran'ın indirildiği dönemde de Arapların çok sayıda ve çeşitte putlarının olduğu yer alır. Nitekim Kuran ayetlerinde de onların bu durumları tarif edilmektedir. Tarihi belgeleri incelediğimizde bu putların aslında belirli kavramları temsil ettiklerini, bir nevi simge niteliğinde olduklarını da açıkça görürüz. Yani aslında Arap toplumu da sanıldığı gibi yalnızca taştan, tahtadan yontulmuş şekillerin, heykellerin bizzat kendisine tapmıyordu. Onun temsil ettiği anlama tapıyordu. Örneğin bu putlar güç, para, kadın, bereket gibi anlamlar taşıyordu. Dolayısıyla müşrikler de akılsızca bu anlamlara yani güce, paraya, kadına vb. tapıyorlardı. Bu mantıkla bakıldığında putların aslında günümüz toplumlarının taptığı ve kendilerince dine karşı tercih ettikleri değerlerden çok da farklı şeyler olmadıkları anlaşılır. Bu nedenle müşriklerden, putperestlerden bahsederken onları çok ilkel kabileler, çok ilkel insanlar olarak görmek hatalı olur. Geçmişte yaşamış putperestler de günümüz insanları gibi normal insanlardı; Allah'ın varlığını biliyorlardı, fakat para, güç, zenginlik, kadın gibi kavramlara haddinden fazla değer vererek, onları kendilerince ilahlaştırdıkları için (Allah'ı tenzih ederiz) putperest olmuşlardı.

Kuran'da putperestlikle ilgili verilen örneklerden bir diğeri de birtakım İsrailoğulları ile ilgilidir. Hz. Musa ile birlikte Firavun'un kavminden kurtulan İsrailoğulları yolculukları sırasında puta tapan bir kavimle karşılaşmışlar ve içlerinden bazıları Musa Peygamberden kendilerine aynı şekilde bir put yapmasını istemişlerdir. Bu durum Kuran'da şöyle bildirilir:

İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi. Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir."
(Araf Suresi, 138-139)

Görüldüğü gibi İsrailoğullarından bir grup cahilce bir tavır gösterip, gözleriyle gördükleri, önünde eğilecekleri, belki de gösterişli törenler yapacakları bir sahte ilah istemektedirler. Bu durum onların Allah'ın kadrini takdir edemediklerinin ve kavrayamadıklarının göstergesidir. Hz. Musa kendilerine gerçeği açıkladığı halde peygamberleri yanlarından ayrılır ayrılmaz hemen kendilerine putlar edinmişlerdir. Bu, çok büyük bir sapkınlıktır. Nitekim bu davranışlarının ardından pişmanlığa kapıldıkları, Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

(Tur'a gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular. Ne zaman ki (yaptıklarından dolayı pişmanlık duyup, başları) elleri arasına düşürüldü ve kendilerinin gerçekten şaşırıp-saptıklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize merhamet etmez ve bizi bağışlamazsa kesin olarak hüsrana uğrayanlardan olacağız" dediler. (Araf Suresi, 148-149)

Ancak Allah Kuran'da akılsızca bu buzağıyı ilah edinenlere ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

Şüphesiz, buzağıyı (tanrı) edinenlere Rablerinden bir gazab ve dünya hayatında bir zillet yetişecektir. İşte Biz, 'yalan düzüp-uyduranları' böyle cezalandırırız. (Araf Suresi, 152)

Ayette bildirildiği gibi, Allah Kendisi'ne şirk koşanları dilediği takdirde affetmemektedir. Çünkü ayette de ifade edildiği gibi Allah'a şirk koşanlar aslında yalan düzüp uydurmaktadırlar. Bir ve tek olan İlahın Allah olduğu apaçık bir gerçekken, onlar sahte ilahlar edinmektedirler. Bu uydurma ilahların önünde bel büküp eğilmek ise Allah'a karşı işlenmiş çok çirkin bir suçtur.





  Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh
Bu Site en iyi ve doğru Internet Explorer Hariç diğer tüm Tarayıcıları ile gözükür