Esma'ül Hüsna - Allah'in Güzel isimleri - Celîl(c.c) - الجليل Anlamı  
Anasayfa - Gayemiz - Anket - Ziyaretçi Defteri - İletişim    
Allahümme Salli ve Sellim âlâ Seyyidina Muhammedin ve âlâ Âli Seyyidina Muhammed Surelerin, Ayetlerin ve Dualarin Fazileti
Tüm Dualar Burda
Eğitilmiş Misyonerlerin (sözde Müslüman Hocaların) yeni Fitnesi „BIZE SADECE KURAN YETER“ Önemli bir Konu Tıklayın!




(Hz.Ömer Dizisi şimdi full HD Türkçe izle!)


  1. Allah(Celle Celalu) - الله
  2. Rahmân(Celle Celalu) - الرحمن
  3. Rahîm(Celle Celalu) - الرحيم
  4. Adil(Celle Celalu) - العدل
  5. Afüvv(Celle Celalu) - العفو
  6. Âhir(Celle Celalu) - الآخر
  7. Alîm(Celle Celalu) - العليم
  8. Aliyy(Celle Celalu) - العلي
  9. Azîm(Celle Celalu) - العظيم
  10. Azîz(Celle Celalu) - العزيز
  11. Bâis(Celle Celalu) - الباعث
  1. Bâkî(Celle Celalu) - الباقي
  2. Bâri(Celle Celalu) - البارئ
  3. Basîr(Celle Celalu) - البصير
  4. Bâsit(Celle Celalu) - الباسط
  5. Bâtın(Celle Celalu) - الباطن
  6. Bedî(Celle Celalu) - البديع
  7. Berr(Celle Celalu) - البَرّ
  8. Câmi(Celle Celalu) - الجامع
  9. Cebbâr(Celle Celalu) - الجبّار
  10. Celîl(Celle Celalu) - الجليل
  11. Dârr(Celle Celalu) - الضار
  1. Evvel(Celle Celalu) - الأوّل
  2. Fettâh(Celle Celalu) - الفتّاح
  3. Gaffâr(Celle Celalu) - الغفّار
  4. Gafûr(Celle Celalu) - الغفور
  5. Ganî(Celle Celalu) - الغني
  6. Habîr(Celle Celalu) - الخبير
  7. Hâdî(Celle Celalu) - الهادي
  8. Hâfıd(Celle Celalu) - الخافض
  9. Hafîz(Celle Celalu) - الحفيظ
  10. Hakem(Celle Celalu) - الحكم
  11. Hakîm(Celle Celalu) - الحكيم
  1. Hakk(Celle Celalu) - الحقّ
  2. Hâlik(Celle Celalu) - الخالق
  3. Halîm(Celle Celalu) - الحليم
  4. Hamîd(Celle Celalu) - الحميد
  5. Hasîb(Celle Celalu) - الحسيب
  6. Hayy(Celle Celalu) - الحيّ
  7. Kābid(Celle Celalu) - القابض
  8. Kādir(Celle Celalu) - القادر
  9. Kahhâr(Celle Celalu) - القهّار
  10. Kaviyy(Celle Celalu) - القويّ
  11. Kayyûm(Celle Celalu) - القيّوم
  1. Kebîr(Celle Celalu) - الكبير
  2. Kerîm(Celle Celalu) - الكريم
  3. Kuddûs(Celle Celalu) - القدّوس
  4. Latîf(Celle Celalu) - اللطيف
  5. Mâcid(Celle Celalu) - الماجد
  6. Mâlikül(Celle Celalu) - مالك الملك
  7. Mâni(Celle Celalu) - المانع
  8. Mecîd(Celle Celalu) - المجيد
  9. Melik(Celle Celalu) - الملك
  10. Metîn(Celle Celalu) - المتين
  11. Mu'ahhir(Celle Celalu) - المؤخّر
  1. Mucîb(Celle Celalu) - المجيب
  2. Muğnî(Celle Celalu) - المغني
  3. Muhsî(Celle Celalu) - المحسي
  4. Muhyî(Celle Celalu) - المحيي
  5. Muîd(Celle Celalu) - المعيد
  6. Muiz(Celle Celalu) - المعز
  7. Mukaddim(Celle Celalu) - المقدّم
  8. Mukît(Celle Celalu) - المقيت
  9. Muksit(Celle Celalu) - المقسط
  10. Muktedir(Celle Celalu) - المقتدر
  11. Musavvir(Celle Celalu) - المصور
  1. Mübdî(Celle Celalu) - المبدىء
  2. Müheymin(Celle Celalu) - المهيْمن
  3. Mü'min(Celle Celalu) - المؤمن
  4. Mümît(Celle Celalu) - المميت
  5. Müntakim(Celle Celalu) - المنتقم
  6. Müteâli(Celle Celalu) - المتعالِ
  7. Mütekebbir(Celle Celalu) - المتكبّر
  8. Müzil(Celle Celalu) - المذل
  9. Nâfi(Celle Celalu) - النافع
  10. Nûr(Celle Celalu) - النور
  11. Râfi(Celle Celalu) - الرافع
  1. Rakîb(Celle Celalu) - الرقيب
  2. Ra'ûf(Celle Celalu) - الرؤوف
  3. Reşîd(Celle Celalu) - الرشيد
  4. Rezzâk(Celle Celalu) - الرزّاق
  5. Sabûr(Celle Celalu) - الصبور
  6. Samed(Celle Celalu) - الصمد
  7. Şehîd(Celle Celalu) - الشهيد
  8. Şekûr(Celle Celalu) - الشكور
  9. Selām(Celle Celalu) - السلام
  10. Semî(Celle Celalu) - السميع
  11. Tevvâb(Celle Celalu) - التوّاب
  1. Vâcid(Celle Celalu) - الواجد
  2. Vâhid(Celle Celalu) - الواحد
  3. Vâlî(Celle Celalu) - الوالي
  4. Vâris(Celle Celalu) - الوارث
  5. Vâsi(Celle Celalu) - الواسع
  6. Vedûd(Celle Celalu) - الودود
  7. Vehhâb(Celle Celalu) - الوهّاب
  8. Vekîl(Celle Celalu) - الوكيل
  9. Velî(Celle Celalu) - الولي
  10. Zâhir(Celle Celalu) - الظاهر
  11. Zülcelâli(Celle Celalu) - ذو الجلال والإكرام
  • Esma'ül Hüsna Nedir?
  • Sırlı Esma'ül Hüsna Duası
  • Esma'ül Hüsna Ezberlemek
  • Esma'ül Hüsna Sevapları
  • Esma'ül Hüsna Sorular ve Cevaplar
  • Esma'ül Hüsna Video Anlatım

Esma'ül Hüsna - Celîl Celle Celalu - www.cennet-kapisi.net

Esma'ül Hüsna - Allahın ismi Celîl (Celle Celalu) EL-CELÎL (C.C) Celîl, Allah’ın doksan dokuz isminden bir tanesidir. Lügat manası azamet sahibi mertebesi en yüksek olan, Celâl kökünden gelen bir sıfattır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerîm’de aynı anlama gelen Zül-Celâl terkibi ile iki ayette yer almıştır. Rahmân suresi, 27.ve 78. ayetlerinde Rabbimizin yüceliği, kudret ve ikrâm sahibi olduğu açık ve seçik olarak belirtilmektedir. Bunun içindir ki Allah (c.c.) ismi geçtiğinde “Celle Celâluhû” diyerek azameti yüce ve ulu olan anlamına vurgu yaparız. Yine “Celle Şânuhû”, yani şanı yüce olan ifadelerini kullanarak hep yücelerin yücesi olduğunu ifade ederiz. Ululuk, büyüklük ancak ve ancak Allah (c.c.) u tealaya mahsus bir vasıftır. O yaratılıştan uludur, ondan başka kimse ululuk vasfını taşıyamaz.

Celâl ve Celîl sıfatına sahip olan yüce Allah (c.c.) her şeyin kararını kendisi verir. Bu kararı verirken de hiç kimseye danışmaz. Bakınız bir Allah (c.c.) dostu şu mısralarla bunu nasıl dile getiriyor: Celîl sensin ya ilâhi, sende azamet ve Celâl, Hükmedensin âlemlere, olmaz cemâlinde melâl, Elbet sana sığınırız, yine senin Celâlinden, Ya Rab! Nasip eyle bize, her ameli helâlinden. Böylece Celîl esmâsının hangi manaya geldiğini kısaca izah ettikten sonra yüce kitabımız Kur’an-ı Kerîm’de bu esmânın bize verdiği mesajı inceleyelim.

AYETLERİN IŞIĞINDA EL-CELÎL ESMÂSI

Rahmân suresi, 27. ayette buyrulmaktadır: “Ancak yüce ve ikrâm sahibi Rabbimin varlığı bâkîdir.” Yine 78. ayette “Kudret ve ikrâm sahibi Rabbimin adı ne yücedir.” diye buyrulmaktadır. Her iki ayette de Rabbimizin hem kudret ve kuvvet sahibi olduğu hem de ikrâm sahibi olduğu hususuna dikkatimiz çekilmektedir. Rahmân suresi, 27. ayeti biraz açalım “Ancak Celâl ve ikrâm sahibinin zatı bâkî kalacaktır.” Yüce Rabbimiz bu ayeti Kerîme ile dünyadaki her şeyin fânî olacağını, bir gelip yo olacağını yalnız ve yalnız Celâl ve ikrâm sahibi olan zatının bâkî kalacağını, diğer her şeyin helak olacağını açık ve seçik bildiriyor. Aynı zamanda kendisini ikrâm sahibi olduğunu bildirerek, ben size sayısız ikrâmda bulunuyorum, verdiğim bu nimetlere teşekkür edin, şükür ediniz uyarısında bulunuyor. Yine yüce kitabımız Kur’an-ı Kerîm’in kaç yerinde size verilen bu nimetler karşısında “Ne kadar az şükrediyorsunuz?” diye serzenişte bulunuyor.

Rahmân suresi, 78. ayette “Celâl ve ikrâm sahibinin adı ne yücedir.” diye buyrulmaktadır. Burada Rabbu’l-Âlemîn bize kendisini tanıtıyor. Ben isyan edilmeye değil, övülmeye layığım. Ben, ikrâm sahibi olduğum için ibadet edilmeye layığım, inkâr edilmeye değil. Şükredilmeye layığım, unutulmaya değil, sık, sık anılarak zikredilmeye layığım. O hâlde bu uyarılarıma dikkat edin! Hâl ve hareketlerinizi buna göre yönlendirin, diye uyarıda bulunuyor. Bakınız bir mütefekkir, “O onsuz olunmayandır.” diyerek her şey O’dur. Allah’ın olmadığı hiçbir şey yoktur. İllâ O vardır. Onsuz bir dünya düşünmek mümkün değildir. Her şeyin başı sonu O’dur. O, sonsuzluk âleminin yüce mimarıdır. Zerrûkî şöyle demektedir: Celâl ve ikrâm sahibi demek, azamet, kibriya ve mutlak ihsan sahibi demektir. Onun ikrâm ve azamet sahibi olduğunu bilen azameti önünde titrer, ikrâmı önünde ferahlar, ümit ve korku içinde yaşar. Zü’l-Celâli ve’l-ikrâm bir ismi azamdır. Yüce Allah’ın ikrâm ve rızasının hangi amelde gizli olduğu bilinmediği için, yüce Rabbim hayırlı ameller işlememizi ve bu amellerimizi çoğaltmamızı ve El-Celîl esmâsına muhatap kılmasını bizlere nasip etsin.

HADİSLERİN IŞIĞI ALTINDA EL-CELÎL ESMÂSI

Kâinatta ne varsa yüce Allah’ı resmetmekte ve onu zikretmektedir. Çünkü âlemde güzellik, cemâl ve kemal namına ne varsa, hepsi o yüce yaratıcını zatının nurundan ve sıfatından kaynaklanmaktadır. Gazzâlî buyuruyor ki: İçinde yaşadığımız dünya âlemînde Allah’tan başka mutlak kemal ve cemâle sahip olan hiçbir varlık yoktur. Bir hadisi şerifte yüce Peygamberimizin şöyle buyurduğu ifade edilmektedir: “Allah (c.c.) güzeldir, güzelliği sever.” Yüce Allah (c.c.) zatıyla güzeldir, isim ve sıfatıyla güzeldir, fiiliyle güzeldir. Yarattıklarından hiçbirisi onun zatının güzelliğini kısmen de olsa ifade edemez. O, öyle anlatılması mümkün olmayan bir güzel ki, Cennet’te, Cennet ehilleri kendilerini selamlarken, Cennet’te bulunduklarını, nimet ve sevinçlerini onun nuru cemâlini görünce unutuverecekler, onun bu güzel cemâlinin sürekli kalmasını isteyeceklerdir. Kalpleri neredeyse bu güzellik ve sevinç karşısında uçar gibi olacak. Allah (c.c.) o cemâlini, o Cennet’inde göstermeyi hepimize nasip eder inşallah. O’nun için bir şairimiz bakın ne diyor: “Her güzeli severim, senden eserdir diye...” Evet, kâinattaki bütün güzel olan canlı ve cansız ne varsa onun güzelliğini bize yansıtmaktadır. Bir tavus kuşunun kuyruğundaki, o tüylerdeki renk ahengini görüp de o senin eserindir ya Rab, dememek mümkün mü? Yüce Rabbimizin cemâli kadar isimleri de güzeldir. Araf suresi, 51. ayette bütün isimlerin, en güzelinin ona ait olduğunu nasıl gösteriyor: “En güzel isimler Allah (c.c.) ’ındır. O hâlde ona güzel isimlerle dua ediniz.” Yine Meryem suresi, 65. ayet, “Hiç ismi O’nunla birlikte anılmaya değer bir başkasını tanıyor musunuz?” Onun ne isimleri, ne sıfatları hiç kimse ile mukayese edilemez ve onun ismiyle isimlendirilemez. Hazreti Enes’ten rivayet edildiğine göre Peygamber efendimizin şöyle buyurduğu ifade edilmektedir: “Ya Ze’l Celâli ve’l ikrâm” Yani ey Celâl ve ikrâm sahibi, diye191 dua ediniz ve Celâl sahibinden bol bol isteyiniz ve bunu söylemeye devam ediniz, anlamını taşımaktadır. Biz de öyleyse bu tavsiyeye uyarak “Yâ Ze’l Celâli ve’l ikrâm” ikrâmına talibiz, sonsuz maddi ve manevi ikrâmına bizi nail kıl, ikrâmına şahit kıl, “El-Celîl esmâna misafir et yâ Rabbî!” diyerek sık sık dua edelim.

EL-CELÎL İSMİYLE KULA VERİLEN MESAJ

Ululuk, yücelik, yalnız ve yalnız Rabbu’l-Âlemîne has bir vasıftır. O’ndan başka Celâl, Celîl yoktur ve olamaz. Kula düşen görev bu ululuk, bu yücelik karşısında kul olduğunun bilincine vararak onun yolunda yürüyüp, “Celâliyet ve ululuk Allah’a mahsustur.” diye iman edip hâl hareketini ona göre ayarlamaktır. O, her şeyi ve her zerreyi kudret ve kuvveti ile kuşatmaktadır. Allah’a sığınan, O’nun büyüklüğünü bilerek hareket eden dünyada ve ahirette sıkıntı çekmez. Aksi hâlde dünyada haksız yere kendini vezir sanan, kıyamet gününde rezil olduğunu anlayacak ama “heyhat!”, iş işten geçmiş olacak. Onun için bakınız bir Allah (c.c.) dostu ne güzel ifade ediyor: O’nu kaybeden neyi bulur, O’nu bulan neyi kaybeder. Kullardan Celîl ve Cemîl esmâsından nasibini alan kul, gören göz, çarpan kalp olur. Her şeyi kalp gözü ile görür. Yine bir Allah dostu şairimiz diyor ki: Resûlü kim bildiyse, Gönülde ânı gördüyse, Özünde ânı bulduysa, O kâmildir Cemâlullah. Kuvvetli imana sahip bir mü’min bilir ki, Allah (c.c.) bütün varlığın aynasından tecellî etmiştir. İsmail Ankaravî’nin dediği gibi, yüce yaratıcı kâinatı bir ayna yapıp, o aynada kendisini gösterdi. Kâinatta gizli ve açık olan her şey onun cemâlinin aksidir. İnşallah bizlere de yüce Rabbim cemâlini, “Cemâl” aynasından göstermeyi nasip eder. O mertebeye ulaşabilmek içinde şu hakikati hiç unutmayacağız. En’am suresi, 103. ayetine sıkı sıkı sarılacağız. “Gözler onu idrak edemez, hâlbuki O, bütün gözleri idrak eder.”

ŞİİR

Âlem denen hakkın yüzü Açabilen gelsin beru O yüz ise kendi özü Seçebilen gelsin beru Haber o yarınden Seçmez bugünü yarından Bu benlikler diyarından Kaçabilen gelsin beru Âlemde gören yarını Görür hakkın dîdârını Yâr uğruna hep varını Geçebilen gelsin beru Aşkı bilen ehli kemâl Kenzî ile olur hemhâl Kaf dağında Ankâ misal Uçabilen gelsin beru Bile vücut kitabını Duyan hakkın hitabını Aşkın acı şarabını İçebilen gelsin beru Kenzî bu sırrı müphemi Berk eylemez her âdemi Candan olup da mahremi Yüce bilen gelsin beru.

DİNİ HİKÂYE

Yüce yaratıcı ikrâm etmeyi, hem de ikrâm edeni çok sever. Bununla ilgili yaşanmış bir hikâye O, ZÜ’L-CELÂL-İ VE’L İKRÂM’DIR Hasan-ı Basrî’nin talebesi, âriflerin başı Habîb-i A’cemî, Kureyşî’nin anlatımına göre tevriye günü (arifeden bir gün önce) Basra’da, arife günü de Arafat’ta görülürdü. Yafiî de Habîb-i A’cemî’nin şu kerametini anlatmaktadır: Habîb-i A’cemî’nin kötü huylu bir karısı vardı. Evde yeterli erzakın bulunmadığı bir gün, Habîb’e dedi ki: “Bugün eğer Allah (c.c.) sana bir şey göndermezse git, amele olarak çalış, kazan!” Habîb, Cebbâne’ye geldi, yatsıya kadar namaz kıldı, karısının azarından ve şerrinden korktuğu için ancak yatsıdan sonra evine gelebildi. Kadın, “Hani ücretin?” dedi. Habîb, “Beni çok büyük biri çalıştırdı. Ücretini peşin istemekten utandım!” Bu, böyle birkaç gün sürdü. Habîb, Cebbâne’ye gidip namaz kılıyor, yatsıdan sonra evine dönüyor, her gün ücretini soran karısına aynı şeyi söylüyordu “Beni çok büyük biri çalıştırdı. Ücretini peşin istemekten utandım!” İş uzayınca kadın dedi ki: “Ya bu adamdan ücretini iste, ya da başka bir yerde çalış!” Ücretini isteyeceğine söz veren Habîb, her günkü gibi sabahleyin işe gitmek üzere evinden çıktı. Akşamleyin yine her günkü gibi korkarak evine geldi. Bir de ne görsün, evde duman tütüyor, sofra kurulmuş. Güler yüzle ve neşeyle kendisini karşılayan karısı dedi ki: “Gerçekten seni çalıştıran kişi, bize büyüklerin gönderebileceği bir ikrâm göndermiş!” İkramı getiren elçi dedi ki: “Habîb’e söyle, ciddi çalışsın, gevşemesin, bilsin ki biz cimrilikten ya da yoksulluktan ötürü onun ücretini geciktirmedik. Gözü aydın hatırı hoş olsun!” Sonra kadın, gönderilen içi dinar (para) dolu keseleri gösterdi. Habîb ağladı ve eşine dedi ki: “Bu ücret göklerin ve yerin hazinelerinin sahibi, büyük ikrâm sahibinden bize gönderilmiştir!” Bu durumu öğrenen hanım, Allah’a tövbe edip bir daha eskisi gibi huysuzluk yapmayacağına yemin etti.

DUA

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla! Allah’ım! Kâinattaki her şey seni ve senin ismini resmetmekte ve zikretmektedir. Sen bu güzel isimlerinle bizi aydınlatmazsan ruhumuz karanlıkta kalır, doksan dokuz ismine şahit yaz bizleri. Yâ Rabbî! Sen Celîl’sin, azamet sahibi, mertebesi en yükseksin, bu duamızla Celîl esmâna misafir olduk kabul buyur Yâ Rabbî! Yâ Rabbî! Sen Celîl, hem de “Zü’l-Celâl-i ve’l İkrâm’sın”, ikrâm etmek senin şânındandır. Biz senin ikrâmın karşısında ayakta durmaktayız. Sen ikrâm etmezsen biz aç kalırız. Bizi şanına yakışır şekilde rızıklandır. Açlıkla ve susuzlukla terbiye etme yâ Rabbî! Ey Zü’l-Celâl-i ve’l İkrâm sahibi Allah’ım! Rahmetin hatırına, Celâl’in hatırına, Cemâl’in hatırına, kadın ve erkek bütün mü’minleri, kadın erkek bütün Müslümanları ve onların ölüleri ile dirilerinin günahlarını silip af ve mağfiretine dahil et yâ Rabbî! Ananın evladını, kardeşin kardeşini tanımadığı o mahşer gününde senin huzurunda toplandığımızda, rahmetini umut ederek, azabından korkarak hüküm vermeni beklerken, zor duruma düşmemek için dünyada iken gözümüze nur, gece ve gündüz dilimize zikir ve salih amel ihsan etmeni, 99 esmân yüzü, gözü hürmetine senden talep ediyoruz. İşte bu rızklarla rızıklandır yâ Rabbî! Bir Allah (c.c.) dostunun dediği gibi: Zâlim muhannetin kapısı güçtür, Bizi o kapıya muhtaç eyleme, Sağ gözün sol göze faydası yoktur, Sol gözü sağ göze muhtaç eyleme! Rızkımızı çoğalt, daraltma! Bize kendi kapından başka kapı aratma yâ Rabbî! Dünyada dünya, ahirette ahiret nimetlerine gark eyle bizleri. Çöldeki bir mağarada, en zayıf iki mahlûkatın olan güvercin ve örümcekle koruduğun Habîbin Muhammed Mustafa efendimizi koruduğun gibi, bizleri de şerli kullarının şerrinden, belalı kullarının belasından, hasetten, fitneden ve iftiralardan öyle koru yâ Rabbî! Âmîn!

Cenab-ı Hak Buyuruyor:

"Celal ve ikram sahibi Rabbinin zâtı bâki kalacak" (Rahman, 27)

"Celal ve ikram sahibi Rabbinin adı yücelerden yücedir." (Rahman, 78)

Celil ismi, Kur'an'da bu şekliyle değil, Zü'l-celâli ve'l-ikram olarak Rahman suresinde iki yerde geçer.

Celalet ve ululuk ancak Allah'a mahsustur. Her yerde, her zaman hazır ve nazır olan Allah'ın ilmi her şeyi kuşatır.

Her büyük O'nun büyüklüğünün yanında hiç bir anlam ifade etmez.

Allah'ı diğer insanlardan daha fazla tanıyan ariflerin pek çoğu bu isimlerle O'nu dua etmeyi tercih ederler.

Bir müslüman ihlasla, inanarak ve yaşayarak "Yâ Celil" diye bu mübarek ismin zikrine devam ederse, onun tecellisine, eserlerine nail olur. Saygı görür. ahlakı güzelleşir. Zalimlerden kurtulur. Maddi ve manevi güce kavuşur. Bu ismi bilmenin faydası

Allah'ın sana iyilik ve bağışta bulunup nimetler verdiği gibi sen de, başkalarına iyililik yap ve bağışta bulun. İnsanların yaptıkları hataları bağışla. Kötülükleri terk etmeyenleri güzelce terk et, kötülükleririni iyilikle başından sav. Seninle ilşikisini kesenle sen ilişkini kesme. Sana vermeyene sen vermeye devam et. Sana haksızlık edeni affet. Seni kötüleyen ve sana sövene karşılık verme, sabret. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de başklarına iyilik yap ve sana kötülük edene iyilikle davran.







  Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve Resûlüh
Bu Site en iyi ve doğru Internet Explorer Hariç diğer tüm Tarayıcıları ile gözükür