Merhaba Misafir Sitemize Hosgeldiniz!
Sitemizde Dini Bilgi ve Diger Bilgiler bula bilirsiniz

Bismillahirrahmanirrahim
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm
"Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Büyük olan Allah’in yardimiyla elde edilir."
Bir kisi bu cümleyi söyledigi anda “Allah’im! Senin yardimin olmadan ben hiçbir sey basaramam. Ve senden baska dayanacak hiçbir seyim yok” itirafinda bulunmaktadir.
Kuran'i Kerim Mucizeleri
Bismillahirrahmanirrahim
  www.cennet-kapisi.net - PaylasKonu Secin:
 


Cennet-Kapisi Cennete Acilan Kapi - Kurban ve Adak
#
Mucizeler
Kurban ve Adak - Konular






“Kurban Bayraminda kurban kesmenin hükmü nedir? Kimileri vacip diyor, kimileri de sünnet diyor ve kesmeye gücü yeten insanlari da caydiracak sekilde hükümler ileri sürüyorlar. Dogrusu nedir?”

Muktedir olan kimse için Kurban Bayraminda kurban kesmek farz hükmünde bir emir degil; Hanefî Mezhebine göre vacip, diger mezheplere göre ise müekked sünnet hükmünde bir emirdir. Kurban kesmenin farz bir emir olmayisi, Allah’in sefkatinden ve merhametinden dolayidir. Yani muktedir oldugu halde kesmeyene-–inkâr etmedigi sürece—ceza ve azap yoktur. Vacip veya sünnet-i müekkede olusu ise, muktedir olanlari kurban kesmeye tesvik eder. Diger ibadetler gösteris için yapilmadigi gibi, kurban da gösteris için kesilmez. Muktedir olanlar kurbani Allah rizasi için ibadet kastiyla keserler. Eger gösteris için olursa, safiyetini kaybeder ve ibadet degeri kalmaz. Su âyet bunu hatirlatir: “Kurbanlarinizin ne etleri, ne de kanlari Allah’a ulasacak degildir. Allah’a ulasacak olan ancak sizin takvanizdir.”

Muktedir oldugu halde kurban kesmeyeni kinamak dogru degildir. Kendisi ile Rabb’i arasinda bir meseledir. Gücü kudreti olmadigi halde, kurban kesmedi demesinler diye kurban kesmek de dogru degildir. Ibadetlerde bir tek Allah’in nazarini ve rizasini esas almaliyiz. Ve ibadetlerimizi bir tek Allah için yapmaliyiz. Ihlâs budur! Halkin begenisini kazanmak ve kinamasindan kurtulmak için kurban kesmek sihhatli bir davranis degildir.

Belki farkinda degiliz, ama toplumun kinama refleksi kisi ile Rabb’i arasina çok çabuk girebiliyor! Ve yapilan ibadeti Allah için olmaktan çikariyor, halkin dedikodusuna malzeme olmamak gibi bir hedefe kilitliyor. Böyle bir amaca ve niyete takilip kalinirsa, sirk veya gizli sirk tehlikesi bile söz konusu olabiliyor. Bu açidan kurbani, farkinda olmadan gösteris ve riyaya kurban etmemeye dikkat etmeliyiz. Eger güç ve kudret bulup kesiyorsak sadece Allah için kesmeliyiz. Ibadetimizin sihhati için, araya baska nazarlari ve baska rizalari almamaya veya böyle bir tavir içine girmemeye özen göstermeliyiz. Kurban ibadeti—her ne kadar sünnet-i müekkede olsa da—seâirdendir, yani Islâmiyet’in bir beldede mükemmel bir din olarak yasandiginin alâmetlerindendir. Diger yandan, muktedir olanlar için kurban, Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin “vaciptir, terk edilmez, muhkemâttir, hiçbir cihetle tebeddül etmez, degistirilmez” 2 dedigi sünnet-i müekkede sinifina girer. Degistirilmesi bid’attir. Muktedir olundugu halde amel edilmediginde, sevaptan ve feyzden mahrumiyet vardir. Bundandir ki Hanefî Mezhebi kurbana güç yetirme ölçüsünü yüksek tutuyor ve bu ölçüye ulasan birisinin kurban kesmesini vacip görüyor. Hanefî Mezhebine göre bir kimsenin kurbana muktedir olmasinin en az ölçüsü, aslî ihtiyaçlarindan ve borçlarindan baska asgarî “nisap miktari” mala (seksen bes gram altina yahut buna denk mala veya paraya) sahip olmasidir.

Diger mezhepler ise kurbana güç yetirme sartlarini biraz daha indirgemisler ve tabir caizse tabana yaymislar; hükmen de, bu sartlara ulasan birisi için sünnet-i müekkede olarak görmüslerdir. Meselâ Malikî Mezhebi, bayram süresince kurban parasini temin eden bir kisiyi, sene içinde bu paraya muhtaç olmayacak durumda olursa kurban kesmeye muktedir saymis; muhtaç olacaksa muktedir saymamistir. Safi Mezhebi bu sartlari biraz daha genisletmis ve sene içinde durumu ne olursa olsun, bayram süresince zarurî ihtiyaçlarindan baska “kurban parasini temin edebilen kisiyi” kurbana muktedir görmüstür. Hanbelî Mezhebi biraz daha indirgeyerek, ödeme imkânina sahip herkesi, borçlanarak da olsa kurban alabiliyorsa, kurbana muktedir saymistir. 3

Baska bir ifadeyle, eger borçlu bir kisinin borçlarinin karsiligi var ve periyodik araliklarla—faize de girmeden—ödeme imkânina sahip ise ve bayram süresince kurban parasini temin edebiliyorsa, nisap miktari mala sahip olmasa bile, bu kisi Safiî ve Malikîlere göre kurban kesmeye muktedir demektir. Eger bu kisinin borçlanarak-–ama faizli kredilere girmemek sartiyla—kurban alabilme imkâni varsa, bu durumda da Hanbelîlere göre kurban kesmeye muktedir demektir. Fakat unutmayalim: Kurban için faizli krediye girmek caiz degildir.

Tercih ibadet mükellefinindir. Elinde nisap miktari mali veya parasi olmayanin kurbani kendisine vacip görmemesi mümkün olabilecegi gibi; imkân bulanin diger mezheplerin görüsüne itimat ederek kurban kesmesi de mümkündür.

Eger bir kisi mezheplerin “dördünün de” sartlarini tasimiyorsa, kurban yükümlüsü degil demektir.

DUÂ
Ey Rahman-i Hannan! Kullugumda kirler var! Merhamet et! Ibadetim kusurlu! Magfiret buyur! Itaatim noksan! Medet et! Inkiyadim hafif! Inayet buyur! Amelim günahli! Affet! Dünyam hatarli! Siyanet buyur! Ahiretim tehlikede! Himayetine al! Yüzüm parlak degil! Rahmetini esirgeme! Mahcubiyetim çok! Sefkatini eksik etme! Hatalarim bitecek degil! Seyyiatimi hasenata tebdil eyle! Âmin!


cennet gulleri
ADAK VE KURBAN



Cennet Kapisi Yeni Beta Version

Cennet - Kapisi Tüm Konular ve Bilgiler Bilim Dünyasi!
Site Hakkinda Duyurular!